Kayıp diş yerine implant yaptırmazsam nolur?

İnsan vücudu boşluk sevmez. Bu, doğanın en temel, en tavizsiz kanunlarından biridir. Diyelim ki arka....

Kayıp diş yerine implant yaptırmazsam nolur?

İnsan vücudu boşluk sevmez. Bu, doğanın en temel, en tavizsiz kanunlarından biridir.

Diyelim ki arka taraflarda, gülümseyince kimsenin görmediği bir noktada bir dişiniz çürüdü, kurtarılamadı ve çekildi. O anki ağrı geçti, yara kapandı. Aynaya baktığınızda bir estetik kusur da görmüyorsunuz. Hal böyle olunca insan psikolojisi hemen o meşhur savunma mekanizmasını devreye sokar: "Nasılsa görünmüyor. Diğer tarafla da gayet rahat çiğniyorum. Ne gerek var şimdi durduk yere implant masrafına girmeye?"

İşte diş hekimliği tarihindeki en büyük, en sinsi ve bedeli en ağır yanılgı tam olarak bu cümlede gizlidir.

O çekim boşluğunu durağan, kendi halinde, zararsız bir boşluk sanırsınız. Oysa o küçücük aralık, ağzınızın içinde yıllar sürecek, önüne gelen her şeyi yıkıp geçecek bir "domino taşı" etkisinin başlangıç noktasıdır. Videntis kliniğinde koltuğumuza oturan ve "Hocam yıllar önce bir diş çektirmiştim, şimdi bütün ağzımın dengesi bozuldu" diyen yüzlerce hastamızın hikayesi hep bu "boşvermişlik" ile başlar.

Bu yazıda klişeleri, o süslü pazarlama cümlelerini bir kenara bırakıyoruz. Bir diş eksikliğinin, yerine implant (veya doğru bir restorasyon) yapılmadığında aylar ve yıllar içinde çenenizde nasıl bir biyolojik enkaza yol açtığını, adım adım, tüm çıplaklığıyla anlatacağız. Hazırsanız, o masum görünen boşluğun karanlık yüzüyle tanışalım.

Birinci Evre: Sessiz Yıkım (Çene Kemiği Erimesi)

Bedenimiz inanılmaz bir ekonomi ustasıdır. Kullanılmayan her organı, her dokuyu "gereksiz masraf" olarak görür ve yavaş yavaş ortadan kaldırır. Ağzınızdaki dişler, sadece yemek yemeye yaramaz. Çiğneme esnasında dişin kökü, altındaki çene kemiğine mikroskobik baskılar, şok dalgaları gönderir. Bu baskılar kemiğe şu sinayali verir: "Ben buradayım, çalışıyorum, buraya kan gönder, besin gönder!"

Diş çekildiği an, o bölgedeki kemiğe giden bu sinyal aniden kesilir. Vücut bakar ki orada çiğneme yükünü taşıyan bir kök yok. "O zaman bu kemiği burada tutmama da gerek yok" der. Ve başlıyor o sessiz, geri dönüşü olmayan süreç: Kemik Erimesi (Rezorpsiyon).

Özellikle diş çekimini takip eden ilk 6 ay içinde, o bölgedeki kemik hacminde %'e varan devasa bir kayıp yaşanır. Kemiğin yüksekliği azalır, kalınlığı incelir. Eğer implant yaptırmak için 3-4 yıl beklerseniz, o bölgede implantın tutunabileceği bir kemik kalmaz. Durum böyle olunca, normalde 10 dakikada yerleştirilecek basit bir implant işlemi için; kemik tozu ekimi (greftleme), sinüs kaldırma (sinus lift) gibi çok daha maliyetli, çok daha uzun ve zahmetli cerrahi operasyonlara mecbur kalırsınız. "Bekleyip tasarruf edeyim" derken, aslında faturayı üçe katlamış olursunuz.

İkinci Evre: Komşu Dişlerin İhaneti ve "Uzama" Problemi

Dedik ya, insan vücudu boşluk sevmez diye. Ağzımızdaki dişler, omuz omuza vermiş, birbirine destek olan bir takım gibidir. Aradan birini çektiğinizde, yandaki dişler o boşluğu kapatmak için istemsizce o tarafa doğru eğilmeye başlar. Tıpkı kitaplıktan kalın bir kitabı çektiğinizde, yanındaki kitapların devrilmesi gibi.

Daha da kötüsü, çekilen dişin tam karşısındaki (üst çenedeki veya alt çenedeki) partneri boşluğa düşer. Çiğnerken temas edeceği, güç alacağı dişi bulamayan bu karşı diş, yer çekimine veya çene hareketlerine yenik düşerek yavaş yavaş o çekim boşluğuna doğru uzamaya, sarkmaya başlar. Aylar içinde bir bakarsınız ki, devrilen ve sarkan bu dişler yüzünden ağzınızın bütün "kapanış" dengesi (oklüzyon) bozulmuş. O sarkan dişin kökü açığa çıkar, inanılmaz bir soğuk-sıcak hassasiyeti başlar. Sonunda ne mi olur? Sırf o bir tek eksik dişi zamanında yerine koymadığınız için, etrafındaki 3 tane sapasağlam dişi de kanal tedavisiyle, kaplamayla veya çekimle kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kalırsınız.

Üçüncü Evre: Çene Ekleminde Çatırdamalar (TMJ Hasarı)

Hastalarımız hep şunu söyler: "Sol dişim eksikse ben de yıllardır sağ tarafla yiyorum, gayet de iyi idare ediyorum." Bu, arabanın sol lastiği patlakken, sürekli sağ lastiğin üzerine yüklenerek binlerce kilometre gitmeye benzer. Arabanın aksı kırılmaz mı? Kırılır. İşte sizin de çene aksınız kırılıyor haberiniz yok.

Sürekli tek taraflı çiğneme yapmak, çiğnediğiniz taraftaki çiğneme kaslarını (masseter) aşırı geliştirirken, diğer tarafı zayıflatır. Bu asimetrik yük, kulak önünde bulunan ve alt çeneyi kafatasına bağlayan o narin Temporomandibular Eklem'e (TMJ) biner. Zamanla sabahları kalktığınızda çenenizde tutulmalar başlar. Esnerken veya yemek yerken kulağınızın önünden "kıt kıt" diye sesler gelir. İleri vakalarda çene kitlenir, ağzınızı açamaz hale gelirsiniz. Eklem hastalıklarının tedavisi, implant tedavisinden inanın yüzlerce kat daha zordur ve bazen tamamen iyileşmesi imkansızdır.

Dördüncü Evre: Sindirim Sisteminin Çöküşü

Dişleri sadece kemiğin üzerinde duran taşlar sanmak büyük hatadır. Sindirim, midede değil ağızda başlar. Bir veya birkaç arka dişiniz eksik olduğunda, gıdaları o "püre" haline getirecek öğütme işlemini tam yapamazsınız. Besinleri daha büyük parçalar halinde yutmak zorunda kalırsınız.

Büyük parçalar mideye ulaştığında, mide asidi bunları eritebilmek için normalden çok daha fazla çalışır, daha fazla asit salgılar. Yıllar içinde bu durum gastrit, reflü, şişkinlik ve kronik hazımsızlık gibi ciddi mide-bağırsak problemlerine yol açar. Bir diş eksikliğinin, sabahları yediğiniz poğaçanın midenizde taş gibi oturmasına sebep olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Görmezden gelemeyiz bu biyolojik bağı.

Neden Köprü Değil de İmplant?

Buraya kadar ikna olduk diyelim. "Tamam hocam boşluk kalmasın, peki neden illa implant? Eskiden köprü yapardınız, yandaki iki dişi kesip araya porselen koyardınız, o olmaz mı?" Olur olmasına da, biz Videntis olarak, tıbbi bir zorunluluk (kemiğin hiç olmaması gibi) bulunmadıkça, sırf bir boşluğu doldurmak için yandaki iki tane masum, sapasağlam dişi kesip küçültmeyi bir "diş hekimliği cinayeti" olarak görüyoruz artık.

Köprü yaptığınızda yandaki dişlerin minesini kazırsınız. O dişlerin ömründen çalarsınız. Üstelik köprü, kemiğin içine bir baskı yapmadığı için o bahsettiğimiz "kemik erimesini" durdurmaz. Etin üzerinde havada durur. Kemik yıllar içinde köprünün altından erir gider, araya gıda artıkları dolar, koku yapar.

İmplant ise doğayı taklit etmenin en kusursuz yoludur. Çene kemiğinin içine yerleştirilen o titanyum vida, tıpkı gerçek bir diş kökü gibi davranır. Kemiğe tutunur, kemiğe baskı yapar ve erimeyi anında durdurur. Yandaki dişlere asla dokunulmaz, onlardan destek alınmaz. Tamamen bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kendi dişinizden farksız bir yapıdır.

Ertelenen Kararların Gizli Maliyeti

Özetlemek gerekirse; "Kaybedilen bir dişin yerine implant yaptırmazsam ne olur?" sorusunun cevabı, yavaş yavaş gerçekleşen bir felaket senaryosudur. Bir dişin kaybı, komşu dişlerin devrilmesine, karşı dişin sarkmasına, kemiğin erimesine, eklemin bozulmasına ve sindirim sisteminin yorulmasına neden olur.

Ağzınızı bir tuğla kemer gibi düşünün. En tepedeki kilit tuğlayı çekip alırsanız, o kemer anında yıkılmasa bile, zamanla esneyecek, çatlayacak ve eninde sonunda çökecektir. Zaman, diş hekimliğinde hastanın aleyhine işleyen en acımasız kavramdır. Bugün yaptırmadığınız tek bir implant, 3-4 yıl sonra karşınıza üç dişin çekimi, kemik grefti ameliyatları ve çok daha devasa faturalar olarak çıkacaktır.

Eğer ağzınızda çekilmiş, yeri boş kalmış bir diş varsa, o "bana bir şey olmaz" yanılgısından hemen şimdi kurtulun. Sorun henüz büyümeden, komşu dişleriniz henüz ihanet etmeden ve çene kemiğiniz hala yerindeyken müdahale etmek, bedeninize yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. İzmir'de, Videntis'in o her şeyi şeffaflıkla anlatan hekimleriyle tanışmak, röntgeninizi çektirip durumun ciddiyetini kendi gözlerinizle görmek için beklemeyin.

Bırakın o boşluğu biz doğaya en uygun şekilde, titanyumun gücüyle dolduralım. Siz de tek taraflı çiğnemenin eziyetinden kurtulup, yemeğin tadını her iki tarafla da doya doya çıkarmanın özgürlüğünü yaşayın. Etinizi kemiğinizden ayırmadan, sapasağlam bir geleceğe yatırım yapın.

İletişim

ē

Adresimiz

Yalı Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı. No: 95/C Karşıyaka İZMİR

đ

Email

info@videntis.com.tr
 

Ē

Bizi arayın

+90 232 337 11 00
+90 505 337 11 00

ć