Açık konuşalım. Bir kliniğe gidip diş beyazlatma (bleaching) için o koltuğa oturduğunuzda, içinizde hep...
Açık konuşalım. Bir kliniğe gidip diş beyazlatma (bleaching) için o koltuğa oturduğunuzda, içinizde hep aynı umut vardır: "Bu parayı veriyorum, işlemi yaptırıyorum ve artık ölene kadar porselen gibi bembeyaz dişlerle gezeceğim."
Keşke. Gerçekten keşke insan biyolojisi böyle çalışsaydı. Ama size bir beyaz gömlek satıp "Bunu ne kadar giyersen giy, üzerine ne dökersen dök asla leke tutmayacak ve sonsuza dek ilk günkü gibi kalacak" desem bana inanır mısınız? İnanmazsınız. Çünkü eşyanın tabiatına aykırıdır bu. İşte diş minesinin tabiatına da aykırıdır ömür boyu aynı renkte kalmak.
Klinik pratiğimizde, en çok karşılaştığımız ve hastaların en çok manipüle edildiği konulardan biridir diş beyazlatmanın kalıcılığı meselesi. İnternette "Kalıcı diş beyazlatma!" vaadiyle satılan o mucizevi paketlere, sosyal medyadaki abartılı reklamlara aldanmadan önce işin kimyasını anlamak zorundayız.
Videntis Diş Kliniği olarak bizim felsefemiz belli: Hastaya duymak istediği masalı değil, bilmesi gereken gerçeği anlatmak. Gelin, o çok merak ettiğiniz "Bu beyazlık ne kadar sürecek?" sorusunun cevabını, dişinizin mikroskobik derinliklerine inerek verelim.
En büyük yanılgı buradan başlıyor. İnsanlar diş beyazlatma işlemini, sararmış bir duvarı beyaz boyayla boyamak sanıyor. Boyayı atarsın, kurur ve biter. Yanlış. Dişinizin en dış katmanı olan mine, pürüzsüz bir cam gibi görünse de aslında mikroskop altında yüz binlerce minik gözenekten oluşur. Tıpkı sert bir sünger gibi.
Siz yıllar boyunca o çayları, filtre kahveleri, kırmızı şarapları yudumladıkça, o salçalı yemekleri yedikçe ve belki sigara içtikçe... O minik gözeneklerin içine renk pigmentleri (kromoforlar) dolar. Dişiniz içten içe sararır, kararır.
Biz klinikte lazerle ofis tipi beyazlatma yaptığımızda, dişin üzerine bir boya sürmeyiz. Sürdüğümüz özel jeller (hidrojen peroksit veya karbamid peroksit), o gözeneklerin içine sızar ve yılların biriktirdiği o renkli molekülleri parçalar. Dişi içeriden "temizleriz" aslında. İşlem biter, aynaya bakarsınız ve inanamazsınız. Dişleriniz kendi özündeki o muazzam beyazlığa kavuşmuştur. Ama dikkat! O gözenekler artık tertemiz ve bomboştur.
"Hocam sadede gel, kaç ay idare eder beni?" diyorsunuz haklı olarak. Literatür ve klinik tecrübelerimiz der ki; profesyonel bir diş beyazlatmanın ömrü 6 ay ile 3 yıl arasında değişir.
Aradaki bu devasa uçurumun (6 ay neresi, 3 yıl neresi) sebebi biz değiliz. Kullanılan jelin markası da değil (ki Videntis'te her zaman global altın standartları kullanırız). Bu uçurumun tek sebebi var: Siz. Sizin genetiğiniz ve sizin yaşam tarzınız.
Kalıcılığı belirleyen faktörleri üç ana başlıkta toplamak mümkün:
İşlem bittikten sonraki ilk 48 saat, beyazlatmanın kaderini belirler. Çünkü içini temizlediğimiz o gözenekler, işlemden sonra tamamen açıktır ve kurumaya, yeniden bir şeyler emmeye çok müsaittir. Geri kapanmaları ve tükürükteki minerallerle tekrar mühürlenmeleri yaklaşık iki gün sürer. Eğer siz klinikten çıkar çıkmaz, "Oh be dişlerim bembeyaz oldu" diyerek kutlama amaçlı bir bardak kırmızı şarap içerseniz veya koyu bir espresso yudumlarsanız... O açık gözenekler o rengi bir sünger gibi anında emer. Ve beyazlatmanızın 0'u ilk günden çöpe gider. Zordur bu ilk iki gün. Beyaz diyet dediğimiz; peynir, süt, haşlanmış patates, tavuk gibi renksiz gıdalarla beslenmeniz gerekir. Dayanan, ödülünü uzun vadede alır.
Gözenekler kapandı diyelim. Hayata döndünüz. Eğer günde 5 kupa çay, 3 fincan kahve içen, üzerine bir paket sigara tüketen biriyseniz, o dişlerin 3 yıl bembeyaz kalmasını beklemek hayalcilik olur. Renk yavaş yavaş, sinsice geri dönecektir. 6-8 ay içinde "Sanki rengi biraz kırıldı" demeye başlarsınız. Ama çayı kahveyi kararında içen, sigara kullanmayan birinde bu süreç çok rahat 2-3 seneyi bulur.
Herkesin diş yapısı farklıdır. Bazı insanların minesi çok incedir, alttaki sarı dentin tabakası kendini çabuk belli eder. Bazısının minesi ise çok yoğundur, beyazlatmaya efsane yanıt verir ve o rengi yıllarca korur. Bu tamamen sizin biyolojik piyangonuzdur.
Var elbet. Kader kurbanı değiliz bu konuda. Süreci manipüle etmek, o beyazlığı yıllara yaymak sizin elinizde. Videntis olarak hastalarımıza uyguladığımız ve onlara öğrettiğimiz "Kalıcılık Stratejileri" şunlar:
Altın Standart: Kombine Beyazlatma (Ofis + Ev Tipi) Eğer gerçekten kalıcı bir iş istiyorsanız, sadece klinikteki lazer yeterli gelmeyebilir. Biz Videntis'te, klinikte o çarpıcı ilk etkiyi yarattıktan sonra (Ofis Tipi), hastamızın ağzına özel şeffaf plaklar üretiriz. İçine koyması için de düşük dozlu ev tipi jeller veririz. Evde bunu 4-5 gün daha uygularsınız. Bu ne işe yarar? Rengi dişe adeta "kilitler". Kalıcılığı muazzam derecede artırır.
Pipet Sizin En İyi Dostunuz Soğuk kahve mi içiyorsunuz? Asitli bir içecek mi? Dikmeyin kafaya. Pipet kullanın. O renkli sıvının dişlerinizin ön yüzeyiyle temasını ne kadar keserseniz, beyazlığın ömrü o kadar uzar.
Suyla Çalkalama Alışkanlığı Dışarıdasınız, sıcak bir filtre kahve içtiniz. Gidip fırçalama şansınız yok. Kahve biter bitmez ağzınıza bir yudum temiz su alın, çalkalayın ve yutun. (Veya tükürün). O su, dişin üzerine yapışmaya çalışan taze kahve pigmentlerini anında yıkayıp atacaktır. En basit ama en etkili yöntemdir.
Aşındırıcı Macunlardan Kaçınma Marketlerde satılan o meşhur "Xtra Beyazlatıcı, Kömürlü, Granüllü" diş macunları var ya... Onlar diş hekimlerinin kabusudur. Dişinizin üzerindeki lekeleri, zımpara gibi kazıyarak çıkarırlar. Evet o an beyazlatır ama minenizi çizerler. Çizilmiş bir mine, eskisinden çok daha hızlı ve inatçı leke tutar. Beyazlatma sonrası her zaman, hekiminizin önereceği, florürlü ve düşük aşındırıcılığa sahip pürüzsüz macunlar kullanmalısınız.
Touch-Up (Hatırlatma) Seansları İşte işin asıl sırrı budur. Beyazlatma yaptırdınız, aradan 1.5 yıl geçti ve renk hafiften kırılmaya başladı. Sil baştan o uzun seanslara girmenize, o büyük paraları ödemenize gerek yok. Elinizde zaten size özel yapılmış plaklarınız var. Kliniğe gelirsiniz, sadece 1 tüp "Hatırlatma Jeli" alırsınız. Evde 1-2 gece takarsınız ve bum! Dişler o ilk yaptırdığınız günkü parlaklığına saniyeler içinde geri döner.
Fark etmişsinizdir, size pembe panjurlu evler vaat etmiyoruz. "Bizim yaptığımız beyazlatma asla geri dönmez" diyen bir klinik görürseniz, oradan arkanıza bakmadan uzaklaşın. Bilime aykırıdır bu.
Bizim Videntis'teki amacımız, hastanın beklentisini doğru yönetmektir. Koltuğumuza oturduğunuzda dişinizin yapısını inceleriz. "Sizin dişleriniz şu tona kadar açılır ve şu kadar süre dayanır" deriz açıkça. İmkansızı satmayız. Kullandığımız biyolojik dostu ajanlarla, dişteki o korkunç sızlamaları (hassasiyeti) minimuma indiririz. Gerekirse işlem sonrası özel hassasiyet giderici (desensitizer) uygulamalarla süreci sizin için bir işkence olmaktan çıkarırız.
Diş beyazlatma bir bakım ritüelidir. Tıpkı kuaföre gitmek, cilt bakımı yaptırmak gibi. Zamanı geldiğinde ufak dokunuşlarla tazelenmesi gerekir. Önemli olan bu yolculuğa çıkarken, doğru malzemeyi kullanan, minenizi riske atmayan ve size karşı şeffaf olan bir ekiple yürümektir.
Aynaya her baktığınızda o tertemiz, sağlıklı ışıltıyı görmek istiyorsanız; kulaktan dolma bilgilere değil, bilime ve tecrübeye güvenin. Aklınızda hala "Benim dişlerim acaba ne kadar beyazlar?" sorusu varsa, gelin Videntis'te bir kahve içelim. (Söz veriyoruz, işlemden önce son kahvenizi rahat rahat içebilirsiniz!) Renk skalamızı çıkaralım, dişinizin gerçek potansiyelini birlikte keşfedelim.
Son söz; Bembeyaz gülüşler sonsuza dek sürmeyebilir ama getirdiği o muazzam özgüven, inanın her şeye değer.
Yazar Notu: Bu metin diş estetiği ve beyazlatma işlemleri hakkında genel bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Diş rengindeki değişimin kalıcılığı tamamen hastanın oral hijyenine, beslenme alışkanlıklarına ve genetik mine yapısına bağlıdır. Tedaviye uygunluk için mutlaka hekim muayenesi şarttır.
Yalı Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı. No: 95/C Karşıyaka İZMİR
info@videntis.com.tr
+90 232 337 11 00
+90 505 337 11 00