Gerçekten "Bonding" nedir? Bildiğimiz sıradan kompozit dolgudan farkı var mıdır, yoksa...
Gerçekten "Bonding" nedir? Bildiğimiz sıradan kompozit dolgudan farkı var mıdır, yoksa bu sadece zekice kurgulanmış bir pazarlama taktiği midir?
Tüm çıplaklığıyla, estetik diş hekimliğinin mutfağına giriyoruz.
İki kavramın da adında geçen o sihirli kelimeyle başlayalım: Kompozit. Kompozit, temelde cam veya seramik parçacıklarıyla güçlendirilmiş, plastik tabanlı bir reçinedir. Diş hekimliğinin İsviçre çakısıdır bu malzeme. Kutusundan çıktığında oyun hamuru kıvamındadır. Biz onu dişinize süreriz, istediğimiz gibi şekil veririz ve sonra üzerine o meşhur mavi ışığı (halojen veya LED) tutarız. Işığı yediği an saniyeler içinde beton gibi sertleşir.
İşte kafa karışıklığı da tam burada başlıyor. Madem malzeme aynı kompozit, madem o mavi ışık ikisinde de kullanılıyor... O zaman "Dolgu" ile "Bonding" arasındaki fark nerede? Fark; malzemede değil, amacta, felsefede ve işçiliktedir.
Kompozit dolgu, tamamen bir hastalık tedavisi için yapılır. Diyelim ki arka azı dişinizde veya ön dişinizin ara yüzünde siyah bir çürük var. Diş hastalanmıştır. O çürüğün orada kalması demek, dişin yavaş yavaş ölmesi ve enfeksiyonun kana karışması demektir. Hekim ne yapar? Eline aletini (frez) alır ve o çürüğü kazır. Dişin içinde bir "oyuk", bir "krater" açar. İşte o açılan hastalıklı boşluğu, dişin eski formuna ve çiğneme fonksiyonuna geri döndürmek için kompozit malzemeyle kapatma işlemine Dolgu (Restorasyon) denir.
Amacımız estetik harikalar yaratmak değildir dolguda (tabii ki rengi dişe uydururuz ama ana hedef bu değildir). Ana hedef, o dişi kurtarmak, deliği tıkamak ve sizin o tarafla tekrar ağrısız sızısız yemek yiyebilmenizi sağlamaktır. Bu bir mühendislik ve tamirat işidir.
Gelelim asıl meseleye. Bonding (İngilizce 'bond' yani yapıştırmak, tutturmak kelimesinden gelir), tamamen estetik bir dokunuştur.
Burada ortada bir hastalık, bir çürük veya bir ağrı yoktur. Dişiniz sapasağlamdır. Ama siz aynaya baktığınızda mutlu değilsinizdir. Neden? Çünkü ön iki dişinizin arasında o sinir bozucu karanlık boşluk (Diastema) vardır. Ya da çekirdek çitlerken ön dişinizin ucu tırtıklı kalmıştır. Belki de yan dişleriniz (lateraller) doğuştan çok cüce kalmıştır ve güldüğünüzde köpek dişleriniz fazla sivri duruyordur.
İşte bu sağlıklı ama formu bozuk dişi, hiçbir şekilde uyuşturmadan, kesmeden, oymadan ve çürük temizler gibi kazımadan, sadece üzerine kompozit malzeme "ekleyerek" yeniden şekillendirme sanatına Bonding diyoruz.
Dolgu bir deliği tıkarken; bonding dişe yeni bir boyut, yeni bir boy, yeni bir form kazandırır. Dolgu inşaatçılıktır, bonding ise heykeltıraşlıktır. Aralarındaki o devasa uçurum tam olarak budur.
Eğer hala "Tamam anladım da farkı net göremiyorum" diyorsanız, işte Videntis vizyonuyla aradaki o net çizgiler:
Dişe Verilen Hasar: Dolgu yapmak için dişin çürük kısmını mecburen aşındırmak (kesmek) zorundayızdır. Diş dokusu kaybedilir. Bonding işleminde ise dişe asla dokunulmaz. Sadece yüzeyi mikroskobik olarak pürüzlendirilir ki malzeme tutunsun. Yani bonding, diş hekimliğindeki en koruyucu, en zararsız estetik işlemdir.
Kullanılan Kompozitin Kalitesi: İkisi de kompozittir dedik ama arka dişe bastığımız o kalın dolgu kompozitiyle, ön dişe uyguladığımız bonding kompoziti aynı tüpten çıkmaz. Bonding için kullanılan kompozitler, "Bukalemun Efekti"ne sahip, ışık geçirgenliği (translüsensi) doğal minemizi birebir taklit eden çok üst düzey, nano-teknolojik malzemelerdir. Aksi takdirde ön dişinizde sakız yapışmış gibi durur.
Tabakalama (Layering) Tekniği: Arka dişe dolgu yaparken malzemeyi bir iki kütle halinde koyar ve dondururuz. Ama bonding yaparken, Videntis hekimleri adeta bir ressam gibi çalışır. Dişin en altına sarımsı dentin rengi, onun üzerine beyaz mine rengi, en uca ise şeffaf (mavi/gri yansımalı) kompozit katman katman işlenir. Bu tekniği uygulamak ciddi bir el becerisi ve sanatsal görüş gerektirir.
Anestezi (İğne) İhtiyacı: Dolguda çürük temizlendiği için sinirlere yaklaşılır, iğne şarttır. Bonding işlemi ise dişin sadece en dış cansız yüzeyinde (minede) yapıldığı için hastaya ? oranında iğne yapılmaz. Acısızdır. Koltuğa oturur, müziğinizi dinler ve yeni gülüşünüzle kalkarsınız.
Porselen lamine (yaprak porselen) yaptırmak istemeyen, "Aman hocam benim kendi dişlerim kesilmesin, orijinal dişim kalsın" diyen ama gülüşünden de taviz vermek istemeyen o garantici hasta profilinin bir numaralı ilacıdır bonding.
Ayrık Dişliler: Ortodonti (tel) tedavisi görüp yıllarca beklemek istemeyenler için 1 saat içinde o aralıkları kapatmanın tek yoludur.
Kırık ve Çatlaklar: Çarpma veya düşme sonucu dişin sadece bir köşesi kırıldıysa, koca dişi porselenle kaplamak cinayettir. Bonding ile o eksik köşe 40 dakikada görünmez şekilde tamamlanır.
Diş Boyu Uzatma: Gülerken dişleri çok kısa görünen, yüz yapısına o ufak dişleri yakışmayan hastalarda, dişleri aşağıya doğru 1-2 milimetre uzatmak için kusursuz bir yöntemdir.
Videntis olarak hiçbir zaman hastamıza sadece madalyonun parlak yüzünü göstermeyiz. Bonding muhteşem bir çözümdür, evet. Ama porselenin o yenilmez gücüne sahip değildir. İki büyük zafiyeti vardır:
Birincisi; Renklenme. Porselen asla leke tutmaz, çay kahve onu sarartamaz. Ama bonding, plastik (reçine) tabanlı olduğu için yıllar içinde sizin beslenme alışkanlıklarınıza yenik düşebilir. Günde 5 çay, 3 kahve içen ve sigara kullanan birinde, o bembeyaz eklemeler zamanla matlaşır, sınır hatlarında sararmalar başlar. (Neyse ki 15 dakikalık ufak bir klinikte cila işlemiyle ilk günkü haline geri döndürülebilir).
İkincisi; Kırılganlık. Kendi ana dişinizle fındık fıstık kırmak, kalem ısırmak, tırnak yemek ne kadar tehlikeliyse, bonding yapılmış bir dişte bu iki kat tehlikelidir. Unutmayın, orası sonradan eklenmiş estetik bir parçadır. Ön dişinizle sert bir koparma hareketi yaptığınızda (örneğin sert bir elmayı ısırarak koparmak) o eklenen parça yerinden "çıt" diye atabilir. Bu yüzden bonding hastaları, lokmaları arka dişleriyle koparmayı veya bıçakla kesip yemeyi öğrenmek zorundadır.
İşte tüm bu anlattıklarımızdan sonra, "Dolgu mu yaptırıyorum, bonding mi?" sorusunun cevabı sizin için netleşmiş olmalı. Dolgu, ağız sağlığınız için yapılan zorunlu bir tıbbi müdahaledir. Bonding ise, aynadaki yansımanızla barışmanız için yapılan, milimetrik hesapların ve renk algısının konuştuğu bir sanat formudur.
Her diş hekimi çok iyi dolgu yapabilir, bu okullarda öğretilen temel bir pratiktir. Ancak her diş hekimi kusursuz bir bonding yapamaz. Çünkü kompozit malzemeye o doğal ışık yansımasını vermek, o diş eti uyumunu sağlamak ve son cila (polisaj) işleminde o cam gibi yüzeyi elde etmek; tamamen hekimin vizyonuna, malzeme kalitesine ve sanatsal tecrübesine bağlıdır.
Eğer dişlerinizin arasında o can sıkıcı boşluklar varsa, ufak tefek kırıklar yüzünden gülüşünüzü saklıyorsanız ve "Dişlerimi de hiç kestirmek istemiyorum" diyorsanız... Bırakın o havalı terimleri bir kenara. Videntis kliniğimize gelin. O kompozit hamurunu, sizin yüz hatlarınıza en uygun gülüşü yaratmak için nasıl ilmek ilmek işlediğimizi birlikte konuşalım. Aynaya baktığınızda "Hangi dişimde işlem vardı, göremiyorum" demenizin garantisi, bizim en büyük gururumuzdur.
Yalı Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı. No: 95/C Karşıyaka İZMİR
info@videntis.com.tr
+90 232 337 11 00
+90 505 337 11 00